Prof. Dr. Ekrem KAYA

Pankreas Tümörleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Pankreas, hem sindirim enzimleri üreten bir organ hem de insülin gibi hormonların salınımından sorumlu hayati bir yapıdır. Vücudun karın arka duvarına yerleşmiş olması nedeniyle hastalıkları genellikle geç bulgu verir. Bu nedenle pankreas tümörleri sinsi seyreden ve tanı konulduğunda genellikle ileri evrede olan hastalıklardır. Ancak erken tanı ve doğru cerrahi yaklaşımla bu zorlu sürecin üstesinden gelmek mümkündür.

Pankreas tümörleri iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) olabilir. En sık karşılaşılan kötü huylu tümör, pankreasın baş kısmında gelişen adenokarsinomdur. Bu tür tümörler sıklıkla safra yollarını tıkayarak sarılığa neden olur. Hasta çoğu zaman cilt ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve dışkının renk açılması şikayetleri ile başvurur. Bununla birlikte iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve karın-bel ağrısı gibi bulgular da görülebilir.

Tanı süreci, klinik şüphe ile başlar. Laboratuvar testlerinde bilirubin ve karaciğer enzimlerinde yükselme görülebilir. Bu hastalarda ilk aşamada ultrasonografi uygulanır; ardından daha detaylı bilgi için bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi (EUS) gibi ileri tetkikler devreye girer. Tümörün yerleşimi, boyutu ve komşu organlara yayılımı cerrahiye uygunluğu belirleyen en önemli kriterlerdir.

Pankreas başı tümörlerinde en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Cerrahiye uygun hastalarda en sık uygulanan operasyon Whipple ameliyatı (pankreatikoduodenektomi) olarak bilinir. Bu işlem; pankreas başı, safra yolları, onikiparmak bağırsağı ve bazen mide çıkışının birlikte çıkarıldığı kompleks bir operasyondur. Bu ameliyat yüksek deneyim gerektirir ve başarılı bir şekilde uygulandığında hastaya yaşam süresinde anlamlı bir avantaj sağlar.

Cerrahiye uygun olmayan veya ileri evre hastalarda kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir. Son yıllarda neoadjuvan (ameliyat öncesi) kemoterapi protokolleri ile bazı inoperabl hastaların operasyona uygun hale geldiği de görülmektedir. Ayrıca bazı hastalarda stent uygulamalarıyla tıkanan safra yolları geçici olarak rahatlatılabilir. Bu multidisipliner tedavi yaklaşımı; cerrah, onkolog, gastroenterolog ve radyolog gibi farklı uzmanlıkların iş birliğini gerektirir.

Pankreas tümörlerinde başarı; erken tanı, doğru evreleme ve deneyimli bir ekip ile mümkün olur. Riskli bireylerde düzenli kontroller, sağlıklı yaşam tarzı ve şikayetlerin ihmal edilmemesi, bu ciddi hastalığın erken fark edilmesini sağlayabilir. Cerrahi ve tıbbi tedavilerin doğru yönetildiği merkezlerde hastaların yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde artırılabilir.